u

18 Nisan 2013 Perşembe

Türk kahvesi..

Keyiftir şöyle fincanda , köpüklü bir Türk kahvesi yudumlamak..Kültürümüzde yeri çok ayrıdır Türk kahvesinin ve birçok hikayesi vardır.İlk hikayemize başlayalım;

1683' te ki Viyana kuşatması sırasında, Osmanlılar arkalarında çuvallar dolusu yeşil kahve tohumu bırakmışlar.Viyanalılar ilk bakışta bunun deve yemi olduğunu düşünmüşler ama kuşatma boyunca Türkler'i izleyen gizli ajanlar,bu tohumun gerçek öyküsünü bildikleri için, kısa sürede "Türk içkisi" içilmeye başlanmış.Viyana da görevli olan Fransız devlet bakanı Talleyrand kahve için şunlar söylemiştir ; "Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak ,melek kadar saf , aşk kadar tatlı.

Başka bir rivayete göre, Habeşistan'ın Kaffa yöresinde yaşayan Khaldi adında bir çoban sıcakta hep uyuşukluk içindeki koyunlarının günün birinde, bir ağacın meyvelerini yedikten sonra hareketlendiklerini görmüş. Bu mucizeye şaşırmış ve kendisi de ağacın küçük meyvelerini kaynatıp suyunu içmiş. Bir süre sonra enerjisi artmış, kalp atışları hızlanmış. Ve tüm dünyayı saracak olan bu tadın kâşifi olmuş...

Arabistan yarımadasından sonra Güney Amerika öncelikli olmak üzere pek çok farklı bölgede değişik türde kahveler üretilmiş. Türklerin kahveyle tanışmasıysa 16. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde. Kendisine sunulan kahvenin tadına hayran kalan Kanuni'nin sayesinde bu sihirli içecek kısa sürede Osmanlı sınırları içinde yayılmış. Saray mutfağında özel olarak yetiştirilen Kahvecibaşının yaptığı kahve o kadar lezzetliymiş ki... 1554 yılında, Tahtakale'de bir kahvehane açılmış. Tahtakale'nin adı da bu kahvehaneden geliyor; Taht-u Kale... Bu kahvehane, tanınmış kişilerin, bilginlerin buluştuğu, sohbet ettiği bir mekân haline gelmiş.